YARARLI BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YARARLI BİLGİLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2011 Perşembe

sarıp sarmalanma zamanı







 

''Çok uğraşırsam kendimi boğma noktasına geliyorum. Üstünkörü atsam oradan buradan sarkıyor. Onlar olmadan da çıkamıyorum'' diyenlerdenseniz izleyin.

27 Haziran 2011 Pazartesi

AYÇİÇEĞİNİN AŞKI

Tarlaları yavaş yavaş, sarının en güzeliyle boyamaya başlayan ayçiçeklerinin hikayesini paylaşmak istedim, sizlerle. Bir aşka beraber tanıklık edebilelim diye:

 



” Ayçiçeği güneşe aşık olunca,; gülmekten kırılmış bütün bitkiler”. Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz,kudretli ve ulaşılmazdır. ''Sen kim o kim? Vazgeç bu sevdadan” demişler, hep bir ağızdan. Ayçiçeği, sesini çıkarmamış. Sevdalı gözleri dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış. Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. Önce geçici bi heves sanmış, ama zamanla yanıldığını anlamış. Ayçiçeği o kadar inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşırsa yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını. Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini. Daha simsiyah tutarken üzerinde, insanlar akın etmiş olay mahalline. “Yaşasın!” demiş içlerinden biri. “Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı.”
Aynı gece televizyon karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçiçeklerini.

Elif Şafak / Kağıt Helva

22 Nisan 2011 Cuma

MARTILAR

    


Bundan yüzyıllar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış. Her masalda olduğu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve tabii ki bir de prensesi varmış. Prenses, dünyalar güzeli bir kızmış. Kralın emri ile her gün prenses dolaşmak için saray muhafızları ile birlikte sarayın dışına çıktığında ona bakmak yasakmış. Halk, onun dolaşmaya çıktığı ilan edildiğinde eğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalandırılırmış.


       Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında... Fakir bir köylü delikanlı, iradesini yenememiş ve yavaşça başını kaldırıp prensese bakmış ve başını kaldıran fakir delikanlı ile prenses o anda göz göze gelmişler... Tabii ki... Tahmin edeceğiniz gibi fakir delikanlı pensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesin de o derin bakışlarıa boş olmadığını düşün,  fakir delikanlı günlerce uyuyamamış ve ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada fakir delikanlıya  tutulan güzel prenses, onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.


     Fakir delikanlı, hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına götürülen delikanlı, nasıl olsa ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duyduğu aşkını anlatmış. Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarak fakir delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş. İŞTE HİKAYEMİZ DE ZATEN BURADA BAŞLIYOR.


     Hemen bir gemi hazırlattıran kral gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş.Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan fakir delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış. Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkından haberdarmış. Sonunda martılar bile fakir delikanlıyı anlamış ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar.Ve zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar aracılığı ile aşkları iyice büyümüş; ta ki bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii korkulduğu gibi olmamış... Ağlayarak kızına sarılan kral, martıların bile bu aşkı anlarken, anlayamadığı için kendisinden utandığını söyleyerek; delikanlıyı alması için bir gemi yollayacağını ve onları evlendireceğini söylemiş. Buna çok mutlu olan prenses hemen fakir delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış.


     Tabii bu arada mektubu götürmek için bekleyen martıya da her şeyi anlatarak bütün martıları düğünlerine çağırmış. Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına haber verip, hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını açtığında mektubun düştüğünü farketmiş. Ve mektubu tüm martılar hep birlikte aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar. Bu arada prensesten mektup alamayan fakir delikanlı, yazmış olduğu mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlarmış. Prensesin kendisini unuttuğunu yahut istemediğini sanan fakir delikanlı martıların onun için gelmediğini düşünerek, fenerden kendisini kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Ve malesef kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar... İşte o gün bugündür, her şeyi düzeltmek için denizler üzerinde uçan martılar o mektubu ararlar. O mektubu bularak o inanılmaz sevgiyi ve her şeyi geri getiriceklerini sanırlar ve bu yüzden de hep denizler üzerinde uçarlar.

12 Nisan 2011 Salı

ERKEKLERİN

 


ERKEKLERİN DÜĞMELERİ NEDEN SAĞDADIRRRRRR?



(yazıyı hangi zamanda, hangi dergiden koparttığımı hatırlamadığım için ad yazamıyorum)

Erkeklerin tüm giyisilerinde düğmeleri sağda, ilikler solda iken kadınlar giyisilerinde tam tersidir? Giyisilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliniyor, hem de çok pahalıydı. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı. Bu nedenlerle, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.

9 Mart 2011 Çarşamba

ŞALIM OLMADAN ASLA DİYENLER







>

Çok uğraşırsam kendimi boğma noktasına geliyorum. Üstünkörü atsam oradan buradan sarkıyor. Onlar olmadanda çıkamıyorum. Yaşlanıyormuyum ne!!! Hemen üşüyüveriyor ensem. Neyse; videoyu görünce sizinde işinize yarayabileceğini düşündüm. Yalnız ben doğru bağlamakta bile bu kadar zorlanıyorken videoda beğendiklerimi kağıda çizmem gerekti. (sadece benim anlayabileceğim şekilde)